<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kadın Bakım, Kilo Verme &#187; Bitkisel Tedavi</title>
	<atom:link href="http://www.kadinbakimi.com/kategori/bitkisel-tedavi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kadinbakimi.com</link>
	<description>Çirkin Kadın Yoktur, Bakımsız Kadın Vardır...</description>
	<lastBuildDate>Thu, 05 Aug 2010 11:18:33 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.4</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>MUHTEŞEM HiNDiBA</title>
		<link>http://www.kadinbakimi.com/muhtesem-hindiba.htm</link>
		<comments>http://www.kadinbakimi.com/muhtesem-hindiba.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Jun 2010 19:13:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bakim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bitkisel Tedavi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinbakimi.com/?p=107</guid>
		<description><![CDATA[

Safra kesesi ve karaciğer hastalıkları, karaciğeri en olumlu etkileyebilen bitkilerden biridir. Günde yenilen 5-6 çiçek sapı, kronik karaciğer iltihaplarında iyileşme sağlayabilir&#8230;İbn-i Sina bu bitkinin yapraklarının yıkanmadan ve soğuk su ile yapılan ekstrelerinin kullanılmasının 
gerektiğini savunan özel bir kitapçık hazırlamıştır.
`Hindiba Risalesi` denilen bu kitapçıktan yazmalar İstanbul kütüphanelerinde bulunur. Bostan Hindibası, Frenk Salatası, ve Göynek adlarıyla da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div></div>
<div>
<p><span style="color: #000080"><img src="http://www.bitkievi.com/images/stories/fruit/strawberry.jpg" border="0" alt="" width="100" height="100" align="left" />Safra kesesi ve karaciğer hastalıkları, karaciğeri en olumlu etkileyebilen bitkilerden biridir. Günde yenilen 5-6 çiçek sapı, kronik karaciğer iltihaplarında iyileşme sağlayabilir&#8230;İbn-i Sina bu bitkinin yapraklarının yıkanmadan ve soğuk su ile yapılan ekstrelerinin kullanılmasının </span></p>
<p><span style="color: #000080">gerektiğini savunan özel bir kitapçık hazırlamıştır.</span></p>
<p><span style="color: #000080">`Hindiba Risalesi` denilen bu kitapçıktan yazmalar İstanbul kütüphanelerinde bulunur. Bostan Hindibası, Frenk Salatası, ve Göynek adlarıyla da bilinir İbn-i Sinanın`Hindiba Risalesi` Süheyl Ünver tarafından 1930 yılında `Hindiba Mucizesi` adıyla Türkçe`ye çevrilmiştir. </span></p>
<p><span style="color: #000080">Ülkemizde yabani olarak bulunmayan bu bitki İstanbul ve Bursa`da özel olarak yetiştirilmektedir. Bu muhteşem bitkiler şu hastalıklara iyi gelmektedir: Safra kesesi ve karaciğer hastalıkları, karaciğeri en olumlu etkileyebilen bitkilerden biridir. Günde yenilen 5-6 çiçek sapının, kronik karaciğer iltihaplarında iyileşme sağlayabilir . Bu saplar şeker hastalığına da iyi gelebilir. </span></p>
<p><span style="color: #000080">HiNDiBAYI NASIL HAZIRLAYACAKSINIZ </span></p>
<p><span style="color: #000080">Çayı hazırlamak: Yarım tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış kara hindiba kökü bir su bardağı dolusu suya akşamdan eklenir sabah kaynama derecesine kadar ısıtılır ve süzülür. Bu çay kahvaltıdan yarım saat önce ve yarım saat sonra bölünerek içilir. l Bitki salatası: Bitkinin köklerinden ve yapraklarından hazırlanır, çiçek sapları çiçekleriyle birlikte yıkanan kara hindiba sapları çiçeklerden ayrılarak günde 5-10 tane yenebilir. </span></p>
<p><span style="color: #000080">KANI TEMiZLEDiĞi GiBi ROMATiZMAYA DA YARDIM EDER </span></p>
<p><span style="color: #000080">Deri kaşıntılarını, egzamaları ve temriyeleri iyileştirebilir. Mide sıvılarını düzene sokar ve midede birikmiş maddeleri temizler. Taze çiçek sapları karaciğer ve safrakesesinin çalışmalarını düzenler. Hindiba, içerdiği mineral tuzların yanı sıra, metabolizma hastalıklarına karşı çok önemli maddeleri de içerir. Kan temizleyici etkisi sayesinde, romatizma ve gut hastalıklarında da yardımcı olabilir. </span></p>
<p><span style="color: #000080">SUYU KOZMETiKTE KULLANILIYOR </span></p>
<p><span style="color: #000080">Sarılık ve dalak hastalığında da hindiba başarıyla kullanılabilir. Hindiba kökü, çiğ yenildiğinde veya kurutulup çay biçiminde kullanıldığında, kan temizleyici, sindirim kolaylaştırıcı, ter ve idrar söktürücü ve canlandırıcı etkilere sahiptir. Bu kökler kanı inceltir ve kanın koyu olması halinde başarıyla kullanılabilir. Eski bitki kitapları, hindiba yapraklarının ve köklerinin kaynatılarak, suyunun kozmetik olarak kullanıldığını yazıyorlar.</span></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinbakimi.com/muhtesem-hindiba.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>EGZAMA BİTKİLERLE TEDAVİ</title>
		<link>http://www.kadinbakimi.com/egzama-bitkilerle-tedavi.htm</link>
		<comments>http://www.kadinbakimi.com/egzama-bitkilerle-tedavi.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Jun 2010 19:07:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bakim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bitkisel Tedavi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinbakimi.com/?p=105</guid>
		<description><![CDATA[Egzama hastalığı bitkilerle tedavi edilebiliyor. Bu hastalık hem günlük hayatımızı olumsuz etkileyen hemde estetik görünümümüzü etkileyen bir hastalık. Oysa bu hastalık bitkilerle çok kolay geçebilmektedir. Yeterki doğru bitkileri doğru şekilde kullanalım
 
EGZAMA Hastalığı için ortalama 4 ay kadar kullanılması gereken bitkiler hazırlanmakta ve bu hastalık tamamen geçmektedir
Egzama çeşitleri
Kenarlı hebra egzaması
Apış arasında ve uylukta görülen mantar hastalığı. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Egzama hastalığı bitkilerle tedavi edilebiliyor. Bu hastalık hem günlük hayatımızı olumsuz etkileyen hemde estetik görünümümüzü etkileyen bir hastalık. Oysa bu hastalık bitkilerle çok kolay geçebilmektedir. Yeterki doğru bitkileri doğru şekilde kullanalım</p>
<p><span style="font-size: 12pt"> </span></p>
<p><span style="font-size: 12pt">EGZAMA Hastalığı için ortalama 4 ay kadar kullanılması gereken bitkiler hazırlanmakta ve bu hastalık tamamen geçmektedir</span></p>
<p>Egzama çeşitleri</p>
<p>Kenarlı hebra egzaması<br />
Apış arasında ve uylukta görülen mantar hastalığı. Bir dermatofitondan (Epidermophyton floccosum, Tricadan rubrum, T. interdigatele) ileri gelen kenarlı egzamalar erkeklerde daha sık görülür. Kaba etin iç yüzeyinde, kenarları grintili çıkıntılı, ortası daha soluk, kırmızı lekeler ortaya çıkar. Lekeler bir yan da ya da iki yanda olur, kaşıntılıdır ve kenarları kabarcıklarla sınırlıdır. Mantar ilaçlarıyla tedavi edilir.</p>
<p>Seboreli egzama<br />
Seborenin görüldüğü bölgelerde yerleşen kırmızı, pullu, yağlı görnümlü lezyonları içeren deri hastalığı. Seboreli egzama, saçlı deride ve bunun kenarlarında, alında (seboreli kask), kaşların üzerinde ya da aralarında, burun-yanak oluklarında, kulak arası girintilerde, kulak yolunda, göğüs kemiğinin orta yerinde (seboreli madalyon) görülür. Bazı egzamamsı (egzamatit) deri hastalıkları ile sınırları pek belirsizdir. Tedaviden kolaylıkla sonuç alınabilir (indirgenler özellikle yerel kortikoitler) fakat bu egzama tipi bir hastalıktan fazla bir durumu belirtiğinden yinelemeler her zaman olasıdır.</p>
<p>Egzama en sık görülen deri hastalığıdır<br />
Şekiller ne olursa olsun, üstderide dokusal bir birime her zaman rastlanır: egzoseroz ve sponijoz (süngerleşme). Maphigi mukoza cisimcikleri oluşan sıvıyı emer, hücreleri birbirinden ayırır, sonra desmoslarda hücreleri birleştiren bağları koparır ve üsderinin içinde kabarcık oluşmasına yol açar.Böylece egzama birçok evreden geçer: kızarıklık, kabarcıklanma, akıntı ve (kabarcıklar kuruduktan sonra) parlaklık ve pullanma.</p>
<p>Fakat bu evrelerin hepsi birden bulunmayabilir, çoğu zaman bunlardan biri üstün durumdadır. Egzama akut olabileceği gibi (genellikle akıntılı ve çok kaşıntılı) süreğen de (kronikleşme) olabilir. (o zaman daha çok kızarıklık ve pullu, zaman zaman kabarcıklı ve değişik şiddetle kaşıntılı).</p>
<p>Yer yer madeni para biçiminde olabileceği gibi yaygın da olabilir. Bazı yerleşim bölgeleri karakteristiktir.</p>
<p>Ellerde disidroz görünümündedir. Memelerdeki egzama her zaman çift taraflıdır ve çoğu zaman bir uyuz belirtisidir. Memede, bir yanda egzamaya benzer bir deri hastalığı görüldüğünde Paget deri hastalığı akla gelmelidir (kanser hastalığı).</p>
<p>Genellikle iki tip egzama vardır:<br />
Edinsel egzama<br />
Edinsel egzama ya bir iç etmene karşı duyarlılıktan (nispeten ender rastlanır, çünkü iç etmenlerden doğan deri hastalığı çoğunlukla kurdeşen biçiminde ortaya çıkar) ya da bir dış etmene karşı duyarlılıktan gelir.</p>
<p>Temas egzaması<br />
Aslında ayrım kesin değildir, çünkü temas egzamasının ortaya çıkması için genellikle önceden hazırlıklı bir bünye gerekir. Temas egzaması genellikle meme çocuklarında görülen egzama tipidir. 3 aylığa doğru ortaya çıkar ve ilk olarak yüzden başlar. Evrim belirsizdir. 2 ya da 7 yaşlarında kesin olarak iyileşebildiği gibi, büyük çocuklukta ve yetişkinde yavaş yavaş süreğen hale de gelebilir. Bazen astım gibi başka alrjik hastalıklar buna eşlik edebilir. Temas egzaması sayıca çok fazladır ve çoğunlukla mesleklere bağlıdır.</p>
<p>Egzamayı oluşturan etkenler<br />
Egzama, zamansız uygulanan bir ilaç yüzünden de ortaya çıkabilir (kükürt, civa, antihistaminikler, sülfamitler, penisilin, vb. ile yapılmış tozlar ya da merhemler).</p>
<p>Ev kadınlarında görülen egzama (el egzaması) çamaşır suyundaki potasyum bikromata, çeşitli çamaşır sularına, hatta lastik eldivenlere bağlıdır.</p>
<p>En sık görülen temas egzamalarından biri kozmetiklerden ve saç boyasından (para grubu) ileri gelir. Güzellik müstahzarları, özellikle kokulu oldukları zaman, sayısız yüz egzamalarına neden olabilirler. Tırnak cilasının özel bir yeri vardır, tırnaklarda egzama yapmaz, ama göz kapaklarında yapar.</p>
<p>Giysilerin yaptığı egzamalar genellikle kauçuktan ve sentetik dokumalardan ileri gelir (oysa, aslı nedeni boyadır, özellikle siyah,mavi ve yeşil renkli boyalar, yoksa hep söylendiği gibi kumaş değil). Boyundaki egzama çoğunlukla yüksek yakalı hırka giyilmesinden ileri gelir. Ayak egzaması ayakkabıdan ileri gelebilir (deri boya, cila ya da yapıştırıcı). Madenler (özellikle nikel) bir temas egzamasına neden olabilir (saat bileziği, zincir vb.). Deri testleri bazen temas egzamasının nedenini ortaya çıkarabilir.</p>
<p>Enfeksiyon egzamaları mikrop ya da mantar kökenlidir. Ama enfeksiyon mu egzamaya neden olmuştur, yoksa enfeksiyon mikrop kapan egzamanın mı sonucudur, kestirmek zordur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinbakimi.com/egzama-bitkilerle-tedavi.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Psöriazis (Sedef)</title>
		<link>http://www.kadinbakimi.com/psoriazis-sedef.htm</link>
		<comments>http://www.kadinbakimi.com/psoriazis-sedef.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Jun 2010 19:01:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bakim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bitkisel Tedavi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinbakimi.com/?p=103</guid>
		<description><![CDATA[Psöriazis (Sedef)


Sıkça rastlanan kronik yangısal bir dermatozdur. Onca yapılan araştırmaya rağmen sebebi kesin olarak ortaya konmuş değildir ama son yıllarda ‘otoimmün’ bir hastalık olduğuna dair önemli kanıtlar elde edilmiştir. Belirli bir derecede kalıtsal geçişinin olduğu kabul edilir çünkü aynı aile bireylerinde görülme oranı yüksektir. 
 
‘Otoimmün’ terimi ne demektir? İmmün sistem vücudumuzun savunma sistemidir, bize [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><strong><span style="font-size: small"><span style="font-size: 14pt;color: #00ff00">Psöriazis</span><span style="font-size: 14pt;color: #6699ff"> (Sedef)</span></span></strong></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: 14pt"><br />
</span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small">Sıkça rastlanan kronik yangısal bir dermatozdur. Onca yapılan araştırmaya rağmen sebebi kesin olarak ortaya konmuş değildir ama son yıllarda ‘otoimmün’ bir hastalık olduğuna dair önemli kanıtlar elde edilmiştir. Belirli bir derecede kalıtsal geçişinin olduğu kabul edilir çünkü aynı aile bireylerinde görülme oranı yüksektir. </span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small"> </span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small">‘Otoimmün’ terimi ne demektir? İmmün sistem vücudumuzun savunma sistemidir, bize yabancı olan maddeleri algılar ve yok etmeye çalışır. Bu yabancı madde bazen bir mikrop, bazen allerjenik bir madde, bazen bir gıda artığı, bazense tümör hücresi olur. Kişinin bağışıklık sisteminin gücüne göre bu yabancı olarak algılanan maddeler, savunma sisteminin temel hücreleri olan akyuvarlar tarafından birtakım eritici enzimler salgılanarak yok edilirler. (Bu savunma hücrelerinin gerçek ışık ve elektron mikroskobik görüntüleri için –immün sistem- bölümüne bakınız) Bağışıklık sisteminin kontrolü bozulup, bize ait olanla yabancıyı ayırt etme yeteneği ortadan kalkarsa, immün sistem hücreleri normal vücut hücrelerine de bir mikroba zarar veriyor gibi zarar vermeye başlar. Yani, mikroplar, kanser hücreleri, yabancı allerjenler için sakladığımız ‘eritici enzimler’ ile kendi vücudumuz zarar görür. Otoimmün tüm hastalıklarda dokuya zarar veren etken, herhangi bir dış etken değil, kendi savunma hücrelerimiz olan akyuvarlarımızdır. Zaten mikroskobik düzeyde bunu saptamamız mümkündür.  Sedef hastalığında da cilde zarar veren akyuvarları saldırı halinde mikroskop altında görebilmekteyiz. Bu yüzden sedef hastalığı bulaşıcı da değildir çünkü herhangi bir dış etkenle oluşmayan, vücudun kendi kendine zarar verdiği bir hastalıktır. </span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small"> </span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small">Kronik olarak akyuvarlarca hasar gören cilt, kalınlaşır ve normal yapısını kaybeder. Normal cilt kendini ortalama 21 günde yeniler, cildin 7 tabakasından en altta olanı yavaş yavaş yukarıya çıkar ve en son olarak ‘kir’ adı altında atılır, sedef hastalarında ise bu süre 3 güne kadar düşebilmektedir, yani vücut 21 günde oluşturacağı cildi 3 günde oluşturmaya çalışır ki bu da normal cilt gibi sağlıklı olmaz.</span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small"> </span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small"><br />
</span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small"> </span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small"><br />
</span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small"> </span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small">Cilt hastalıklarının yaklaşık %1-3’ünü oluşturur, beyaz ırkta daha sık görülür. Japonlarda, zencilerde ve kızılderililerde hemen hemen hiç görülmez. Dünyada yaklaşık 7.5 milyon sedef hastası olduğu düşünülmektedir. Türkiye’de ise her 100 insandan bir veya ikisinde görülmektedir. ABD’de de sıklığı aynıdır. En sık görüldüğü yaş grubu 10-35’tir. 50’li yaşlarda ikinci bir pik yapar. Her yaş grubunda görülebilmesine rağmen 2-3 yaşlarından önce görülmesi ise çok enderdir.</span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small"> </span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small">Keskin sınırlı, pembemsi kırmızımsı plaklar üzerinde parlak sedefi-beyaz  kabuklarla karakterizedir, bu yüzden ‘sedef hastalığı’ diye anılır.</span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small"> </span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small"> </span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small"> </span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: 12pt;line-height: 150%">Lezyonlar genellikle simetriktir. Hastalığın birçok tipi vardır; kronik ve stabil, akut ve değişken gibi… Akut formu yaygın cilt kızarıklığı (generalize eritrodermi) veya iltihaplanma (püstülüzasyon) ile seyredebilir. Psöriazis vulgaris diye adlandırılan tipi en sık görülenidir. Püstüler psöriazis denen tipini bazen mikrobik deri hastalıklarından ayırdetmek çok zor olabilir. </span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small"> </span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small"><strong>G</strong><strong><span style="font-size: 12pt;line-height: 150%">ENEL PSÖRİAZİS TİPLERİ:</span></strong></span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small"> </span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><strong><span style="font-size: 12pt;line-height: 150%">Plak Psöriazis (Psöriazis Vulgaris);</span></strong><span style="font-size: 12pt;line-height: 150%">En sık görülen tiptir. Lezyonlar ‘plak’ adı verilen yamalar şeklindedir. Keskin sınırlı kızarık bir zeminde gümüş rengi kabuklar mevcuttur. Kabuklar kaldırılınca altta toplu iğne ucu büyüklüğünde minik minik kanama alanları izlenir.Genelde dizlerde, dirseklerde ve kalçada görülür, yüzü tutmaz. Ayak, diz ve dirsek gibi sürekli tahrişe maruz kalan bölgelerde kabuklar çok kalınlaşabilir.</span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small"> </span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small"> </span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small"> </span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small"> </span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small"> </span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small"><strong>Guttat Psöriazis; </strong>Fransızca ‘damla’ demek olan ‘guttat’ kelimesinden köken alır çünkü lezyonlar 5-10 mm arası boyutta, küçük, yuvarlak veya oval damlalar şeklindedir. Gövdeyi, kolları ve bacakları, yüzü, saçlı deriyi etkiler. Bu formun çocuklarda ve gençlerde bir üst solunum yolu enfeksiyonunu takiben ortaya çıkması sık rastlanan bir durumdur. Tüm vücutta yaygın ama küçük boyutlarda döküntüler mevcuttur. </span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small"> </span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small"> </span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small"> </span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small"> </span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small"><strong>F</strong><strong>leksural Psöriazis; </strong>Lezyonlar sadece kıvrım yerlerindedir. En sık meme altlarında, kasıkta ve kalça kıvrımında görülür. Kilolu bayanlarda sıktır.</span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small"> </span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small"> </span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small"> </span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small"><strong>Püstüler Psöriazis; </strong>Vücutta yaygın, daha küçük, yuvarlak, içi irine benzer bir madde dolu döküntüler mevcuttur. Bu tipi bazen ateş yapabilir ve antibiyotik tedavisine ihtiyaç duyabilir.</span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small"> </span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small"> </span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small"> </span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small"><strong>Saçlı deri psöriazisi; </strong>Saçlı deride soyulmalarla seyreder, en yoğun saç çizgisinde izlenir.</span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small"> </span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small"> Bazen sadece elleri veya genital bölgeyi etkileyebilir. Ana tedavi protokolü aynı olmakla birlikte değişik bölgelerdeki formlar, değişik tedavi modalitelerini gerektirebilir. Tırnak ve eklem tutulumu görülebilir.</span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small"> </span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small"> </span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small"> </span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small"> </span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small"> </span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: 12pt">Travmaya yani fiziksel hasarlanmaya uğrayan bölgelerde lezyon aktive olur veya yeni lezyonlar ortaya çıkar. Genel kanı, hastalığın ilk ortaya çıkışının mekanik bir travma sonucu olduğu yönündedir. Aktif bir sedef hastasında deneysel olarak uygulanan travma ile travma alanında 10-20 gün sonra tipik sedef lezyonları belirir. Bu olaya tıpta, ‘Koebner fenomeni’ ya da ‘izomorfik yanıt’ denir ki dirsek ve dizler gibi sürekli kronik basıya maruz kalan bölgelerde lezyonların geç iyileşmesini de açıklar. Fiziksel travma, sedef hastalığını tetikleyen en önemli faktörlerden olduğu için bu konuda çok titizlikle önlem alınmalıdır. Banyoda keselenmek, diz ve dirsekleri sürekli sert zemine sürtmek, dar iç çamaşır giymek, aşırı güneşlenmek,aşırı soğuk ve rüzgara çıkmak, sabun kullanmak, kaçınılması gerekilen davranışlardan yalnızca bazılarıdır.</span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small"> </span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small"> </span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small"> </span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small"> </span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small"><strong>Psöriatik Artrit; </strong>Sedefin eklem tutulumudur. Sedefli hastaların %5 ile 10’unda görülür. Erkeklerde daha sıktır. Genellikle lezyonları yaygın olan kişilerde rastlanır. Bir ya da birkaç eklemi tutar, en çok diz eklemi tutulur. Eldeki eklemlerde görüldüğünde genellikle tırnak değişiklikleriyle de birliktedir.Kalça eklemini bile tutabilir.</span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small"> </span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small"> </span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small"> </span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small"> </span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small"> </span></div>
<div style="line-height: 150%"><span style="font-size: 12pt;line-height: 150%">SEDEF (PSÖRİAZİS) TEDAVİSİ</span></div>
<div style="line-height: 150%"><span style="font-size: small"> </span></div>
<div style="line-height: 150%"><span style="font-size: 12pt;line-height: 150%"> Klasik tıpta tedavisi zor bir kronik hastalıktır. Sık sık nüks etmesi ve tedaviyi bırakınca alevlenmesi nedeniyle tedaviden çok koruyucu önlemlerin alınmasına ağırlık verilir. Uygulanan tedaviler belli bir süre için iyilik sağlayan ve köklü olmayan çözümlerdir. </span></div>
<div style="line-height: 150%"><span style="font-size: 12pt;line-height: 150%"> Ana tedavi yöntemi ‘kortizon’ içeren preperatların  lokal olarak uygulanmasıdır. Yerel kortizon seçiminde iki önemli faktör vardır; birincisi kortizonun gücüdür (potensi), önce güçlü tiplerle tedaviye başlanır, daha sonra iyileşme elde edildikçe gücü daha az olanlara geçilir. Kısa sürede nüks veya alevlenmeyi önlemek için kortizon birden kesilmez, kademeli olarak azaltılır. </span></div>
<div style="line-height: 150%"><span style="font-size: 12pt;line-height: 150%"> Etkinin artırılabilmesi için lokal kortizon preperatları, salisilik asit ve üre ile kombine de edilebilir.</span></div>
<div style="line-height: 150%"><span style="font-size: 12pt;line-height: 150%"> Lokal tedavide bir diğer önemli işlem lezyonların üzerindeki kabukların yumuşatılıp temizlenmesidir. Bu işlem birtakım özel kremlerle, tahriş edilmeden yapılmalıdır, kese vs. gibi yöntemler sedef hastalığını uzun vadede aktive ederler.</span></div>
<p style="line-height: 150%"><span> <span style="font-size: small"> Katranlar, sedef tedavisinde Hipokrat döneminden bu yana kullanılan ve etkinliğine inanılan ilaçlardır. En sık kullanılanı ve en zararsız olanı ardıç ağacı katranıdır (huile de cade). Etki mekanizması kesin bilinmemekle birlikte antienflamatuar (yangı dağıtıcı) etkisi olduğu düşünülür. Bunlarla iyileşme yavaş olur ama tedavi sonrası nüks çok azdır.Salisilik asit, zeytinyağı ve ardıç katranı kombinasyonu da çok etkilidir. </span></span></p>
<p style="line-height: 150%"><span style="font-size: 12pt;line-height: 150%"> Lokal retinoik asit, büyük ümitlerle kullanılmaya başlanmışsa da aşırı tahriş edici etkisinden dolayı kullanımı çok azalmıştır.</span></p>
<p style="line-height: 150%"><span style="font-size: 12pt;line-height: 150%"> Yakın zamanlarda psöriazis tedavisinde yer almaya başlayan bir başka preperat kalsipotrioldür (Psorcutan).</span></p>
<p style="line-height: 150%"><span style="font-size: 12pt;line-height: 150%"> Sedef hastalığında başta doğal güneş ışığı olmak üzere değişik fizik tedavi yöntemleri de kullanılmaktadır. Güneş ışığının olumlu etkisi uzun yıllardan beri bilinmektedir. Doğal güneş ışığında önemli ölçüde UVB, çok az da UVA bulunur. Güneşte kalınan süreler kısa olmalı ve yavaş yavaş artırılmalıdır. Güneş yanığı ise sedefi azdırır (Koebner fenomeni).</span></p>
<p style="line-height: 150%"><span style="font-size: 12pt;line-height: 150%"> Günümüzde yapay ultra viole kaynakları, UVA ve UVB’yi isteğe göre ayrı ayrı veya birlikte verebilecek özelliktedir. Bu tedavi yöntemine, yaygın ve küçük lezyonları olan hastalar en iyi cevap verir.</span></p>
<div style="line-height: 150%"><strong><span style="font-size: 12pt;line-height: 150%"> GOECKERMAN YÖNTEMİ:</span></strong><span style="font-size: 12pt;line-height: 150%"> UVB’nin katranlarla birlikte kullanımıdır. Vazelin içerisin %2-5 oranlarında taş kömürü katranı konup günde 3 kez uygulanır, ilk uygulamadan 24 saat sonra vücuttaki katran yumuşatıcı bir yağ ile temizlenir ve UVB uygulaması yapılır. Günümüzde bu klasik şekle fazla uyulmamaktadır.</span></div>
<div style="line-height: 150%"><span style="font-size: 12pt;line-height: 150%"> <strong>INGRAM YÖNTEMİ:</strong> Antralin, UVB ve katran banyolarının birlikte kullanıldığı bir tedavi yöntemidir. UVB ve antraline bağlı yan etkiler görülebilir.</span></div>
<div style="line-height: 150%"><span style="font-size: 12pt;line-height: 150%"> <strong>SİSTEMİK TEDAVİ YÖNTEMLERİ</strong>: Sistemik kortizon uygulaması, hızlı bir iyileşme sağlamakla birlikte çabuk ve eskisinden daha şiddetli nükslere neden olabilir. Çok yaygın ve tedaviye dirençli, kalın plaklı kronik hastalarda çok kontrollü olarak uygulanıp, kontrollü olarak kesilmelidir.</span></div>
<div style="line-height: 150%"><span style="font-size: 12pt;line-height: 150%"> Sedef hastalığı immün baskılayıcı ilaçlarla kontrol edilebilmektedir, bu da hastalığın ‘otoimmün’ olduğu lehinedir ancak immün sistemi baskılamak atipik enfeksiyon hastalıkları gibi, verem gibi çok önemli yan etkilere sebep olabilmektedir. İmmün sistemi baskılamak yerine düzenlemek gerekir.</span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><strong><span style="line-height: 150%"><span style="font-size: small">SEDEF HASTALIĞINDA TAMAMLAYICI TIBBIN YERİ:</span></span></strong></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small"> </span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small"><span>Sedef hastalığı cildin lokal bir hastalığı değildir, bağışıklıksisteminin abartılı ve kontrolsüz çalıştığı sistemik  bir hastalıktır dolayısı ile tedavide dışardan sürülerek uygulanan lokal tedaviler yeterli olmaz. Bağışıklık sisteminin mutlaka düzenlenmesi gerekir, burada bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinden veya baskılanmasından bahsetmiyorum, ‘düzenlenmesi yani doğru çalışmasından’ bahsediyorum.</span></span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small"> </span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="line-height: 150%"><span style="font-size: small"> Bağışıklık sistemimizin düzenli çalışmasına yardımcı olan onlarca, yüzlerce, bitki, baharat ve besin mevcuttur. Besinlerden bir kısmı evimizde zaten bulunan maddelerdir, örneğin çörekotu, portakal kabuğu gibi… Bitkilerdense bazıları çay formatında hazırlanır, bazılarının ise özü kullanılır. </span></span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small"> </span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="line-height: 150%"><span style="font-size: small"> Antioksidanlar sedefin doğal tedavisinin önemli parçasıdırlar, bağışıklık sisteminin vücuda zarar vermesini önlerler, üzüm ve nar çekirdeği bunların başında gelir. Meyve ve sebzelerden de antioksidan özelliği olanlar bol miktarda tüketilmelidir. Sabah aç karna taze sıkılmış nar ve üzüm suyu oldukça faydalıdır. </span></span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small"> </span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="line-height: 150%"><span style="font-size: small"> Vitamin, mineral ve eser element takviyeleri, hücre yenileyici özelliği olan doğal maddeler önemlidir, sedef hastalığında sürekli kronik hasarlanmaya uğrayan bir cilt vardır ve tekrar tekrar yenilenmek, yeniden yapılanmak durumundadır.  Balık yağı, gerçek bal, arı poleni bunlardan bazılarıdır.</span></span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small"> </span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="line-height: 150%"><span style="font-size: small"> Hastanın moralinin iyi olması çok önemlidir, psikolojik sistemin immün sistem üzerinde çok önemli etkileri vardır ve psöriazis de immün sistemle bağlantılı bir hastalıktır. Sedef hastalığında tetikleyici faktörler vardır ve psikosomatik faktörler bunlardan en önemlisidir. Hastaların öyküleri alındığında sıklıkla lezyonların ortaya çıkışından kısa bir süre önce önemli bir psikolojik travma geçirdikleri gözlemlenir. Özellikle çocuk hastalarda, kardeş doğumu, çevre, okul ve öğretmen değişikliği, ebeveyn kaybı, önemli bir sınava zorlanarak hazırlanma gibi tetikleyici psikolojik faktörlere çok sık rastlarız. Hastanın zaten bozuk olan psişik durumunun hastalığı nedeniyle daha da kötüleşip kısır döngüye girmesi engellenmelidir. Psikolojik rahatlatıcı etkileri olan birtakım bitkisel çaylar tedaviye eklenebilir, psikolog yardımı önerilebilir.</span></span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small"> </span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="line-height: 150%"><span style="font-size: small"> Lokal olarak uygulanacak doğal tedavi yöntemleri de mevcuttur. Ardıç ağacı katranından yapılmış kremler oldukça etkilidir. Bu kremlere kan dolaşımını artırıcı ve hücre yenileyici ve yangı dağıtıcı özelliği olan bitki özleri de eklenebilir. Vazelin bazlı formatlar cilde, sıvı formatlar saça uygulanır. </span></span></div>
<div style="margin: 0px 5px 0px 10px;text-indent: 10px"><span style="font-size: small"> </span></div>
<p><span style="line-height: 150%"><span style="font-size: small"> Sedef hastalığında cildi nemli tutmak çok önemlidir normal kremlerle bu her zaman mümkün olmaz özellikle kış aylarında birtakım bitkisel yağlardan faydalanılabilir.</span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinbakimi.com/psoriazis-sedef.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pepino Meyvesi</title>
		<link>http://www.kadinbakimi.com/pepino-meyvesi.htm</link>
		<comments>http://www.kadinbakimi.com/pepino-meyvesi.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Aug 2009 00:23:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bitkisel Tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[pepino]]></category>
		<category><![CDATA[pepino faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[pepino nasıl nerde]]></category>
		<category><![CDATA[pepino özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[pepino sebzesi]]></category>
		<category><![CDATA[pepino yararları]]></category>
		<category><![CDATA[pepino zararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinbakimi.com/?p=337</guid>
		<description><![CDATA[Pepino meyvesi yeni keşfedilmiş bir meyve olarak göze çarpıyor.
Anavatanı Güney Amerika olan ve son yıllarda Türkiye’de de yetiştirilmeye başlanan tropikal egzotik meyve pepino, içerdiği yüksek potasyum oranı ile kan şekerini düşürüyor, barındırdığı A, B ve C vitaminleri ile kansere ve kalp krizine karşı koruyor.
Son yıllarda Türkiye’de yetiştirilen ilaç gibi meyve pepino, kavun, muz ve ananasa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Pepino meyvesi</strong> yeni keşfedilmiş bir meyve olarak göze çarpıyor.</p>
<p>Anavatanı Güney Amerika olan ve son yıllarda Türkiye’de de yetiştirilmeye başlanan tropikal egzotik meyve pepino, içerdiği yüksek potasyum oranı ile kan şekerini düşürüyor, barındırdığı A, B ve C vitaminleri ile kansere ve kalp krizine karşı koruyor.</p>
<p>Son yıllarda Türkiye’de yetiştirilen ilaç gibi meyve pepino, kavun, muz ve ananasa benzeyen tadıyla büyük ilgi görüyor. Görünümü kavuna benzeyen meyve, içerdiği yüksek potasyum oranı nedeniyle kan şekerini düşürüyor ve barındırdığı A, B, ve C vitaminleri ile kanser ve kalp krizine karşı koruma sağlıyor. Kanser hücrelerinin yok olmasında büyük etki sağladığı ve kolesterolü düşürdüğü bildirilen pepino, hücre yenileyici özelliğiyle çocukların gelişiminde, C vitamini deposu olma özelliğiyle vücut direncini artırmada, kalsiyum bakımından zenginliğiyle ağrıların giderilmesinde de etki sağlıyor. Ayrıca pepino, böbrek kumunda etkili olduğu kadar anemi hastalarına fayda sağlıyor. Cinsel duyguları veya isteği uyaran etkisi de bulunan pepinonun, uyku düzenini dengede tutması, menopoz döneminde yaşanan psikolojik sorunlarda olumlu etki yapması ve içerisinde K vitamini bulunduğundan kanın pıhtılaşmasını da kolaylaştırıyor. Çocuklarda kemik gelişimi sağlayan pepino, cilt bakımı içinde kullanılabiliyor. Bunların yanı sıra pepinonun; şeker hastalıkları, parkinson hastalığı, dalak yetmezliği (tromoksin), bağırsak kanseri, gen hastalığı, mide rahatsızlığı, anemi (kansızlık) hastalığına iyi geldiği öğrenildi.</p>
<p><strong>Özellikleri ve Tarihçesi</strong><br />
Türkiye’ de üretimine yeni başlanılan ve Ana vatanı Güney Amerika ülkelerinden Peru olduğu bilinen pepino, G.Amerika’ nın diğer ülkelerinde de yetişmektedir. kavun aromalı, meyve eti sulu ve ince kabuklu olup meyveleri partenokarpik oluştuğundan meyve içerisinde tohum bulunmamakta ve meyvesi tümüyle yenilebilmektedir. Ekonomik anlamda bir üretim olduğunda tek yıllık üretim şekli tercih edilmektedir.<br />
Dünyada üretimi yapılan başlıca pepino çeşitleri Schmidt, Kawi, Suma, Asca, Lincoln, Gold, Golden Litestipe, Miski, ve Comerayaa33 dır. Ülkemizde üretimi yapılan pepino, Miski çeşitidir.Doğal ortamda çok yıllık üretim şansına sahip olduğu halde, ekonomik anlamda tek yıllık üretim tercih edilmektedir.Meyve ağırlığı 40-50 gramdan 1300 grama kadar çıkabilmektedir. Genellikle 150-600 gram arasındadır.<br />
Yetiştirildiği Yerler<br />
Fide ile üretilip, meyvelerin belli bir büyüklüğe ulaşıncaya kadar bol su verilir. Olgunlaşma döneminde su verme azaltılır. Bol güneş ve temiz havayı sever. Kapalı ortamlarda bitki büyür ancak meyve vermez. Güneşe bakan açık balkonlarda 7-10 numaralı saksılarda yetişip meyve verebilir. Pepino meyvelerinin büyüklükleri çeşitlerine ve uygulanan kültürel işlemlere göre farklılık göstermektedir.<br />
Örneğin: Meyve seyretmesinin yapılmadığı koşullarda meyve ağırlığı 40-50 grama kadar düşerken salkımda tek meyve bırakılan uygulamalarda 1300 gr kadar çıkabilmektedir. Ancak pazara sunulan meyve büyüklüğü 250-500 gr olmalıdır. Kaliteli meyve ve ekonomik bir üretim için 1 salkımda 2 veya 3 meyve olmalıdır. Meyve seyretmesi meyveler ceviz büyüklüğüne ulaşınca yapılır. Bir fidede 3 ana gövde bırakır, diğer yan dallar ve meyveler fazla büyümeden periyodik olarak budanır. Böylece daha fazla ışıklama ile meyve tutumu sayısında artışlar sağlanır.<br />
<strong> Pepinonun Tüketimi:</strong><br />
Lezzeti çok beğenilen Pepinonun meyveleri taze olarak tüketildiği gibi genelde meze olarak, dondurma ile birlikte ve karışık meyve salatalarında garnitür olarak kullanılmaktadır.<br />
Sağlık iksiri olarak kabul edilen Pepino bazı ülkelerde süs bitkisi olarak da değerlendirilmektedir. Günümüzde en çok aranan ve tüketimi her geçen gün biraz daha artan bir meyve olmaktadır Pepino .<br />
<strong> Pepinonun Faydaları</strong><br />
İçerdiği A ve C vitaminleri sayesinde idrar yolları, solunum yolları enfeksiyonlarında vücudun direncini arttırır. Ayrıca yara ve diş iltihaplarına karşı etkilidir. Kan damarlarının kuvvetli olmasını sağlar.<br />
Bazı insanlar sağlık iksiri diye nitelendirdikleri pepino’ yu çeşitli rahatsızlıklar için tüketirken bazıları da meyve olarak hatta cilt bakımı için tüketiyor. Pepino olgunlaşmadan ve olgunluk seviyesine ulaştığı meyve hâlinde de tüketilebiliyor. Meyvenin ham hâli özellikle şeker hastaları için tavsiye ediliyor çünkü tam olgunlaşmamış pepinonun şeker oranı daha düşük olduğundan rahatlıkla kullanılabiliyor. Kanser hücrelerinin yok olmasında büyük etki sağladığı ve kolesterolü düşürdüğü kullanıcıları tarafından belirtilen meyve, hücre yenileyici özelliği ile çocukların gelişiminde; C vitamini deposu olma özelliği ile vücut direncini artırmada; kalsiyum bakımından zenginliğiyle ağrıların giderilmesinde etki sağlıyor.<br />
Ayrıca Pepino kum dökmede etkili olduğu kadar anemi hastalarına fayda sağlıyor.<br />
Afrodizyak (Cinsel duyguları veya isteği uyaran veya artıran) etkisi yaratıyor.<br />
Uyku düzenini dengede tutuyor.<br />
Regl dönemini düzene sokuyor, menopoz döneminde yaşanan ruhsal sorunlarda olumlu etki yaratıyor.<br />
K vitamini bulunduğundan kanın pıhtılaşmasını kolaylaştırıyor.<br />
Çocuklarda kemik gelişimi sağladığı, eklem romatizmasında faydalı olduğu ve hemofili (Kanın pıhtılaşmasındaki bir bozukluğa bağlı kanama hastalığı) hastalığına iyi geldiği belirtilmektedir.<br />
Bayanlar cilt bakımı içinde kullanmaktadır. Meyveleri mideye indirip, yaşlanma hali veya belirtileri karşı (anti-aging) etkisi olması nedeniyle kabuklarını da cilt bakımı için yüzlerine sürüyorlar.</p>
<p>Meyvesinin Bilinen Faydalı Özellikleri</p>
<p>1 – ŞEKER HASTALIKLARI,<br />
2 – KEMİK ERİMESİ,<br />
3 – DALAK YETMEZLİĞİ (TROMOKSİN),<br />
4 – BAĞIRSAK KANSERİ,<br />
5 – GEN HASTALARI,<br />
6 – MİDE RAHATSIZLIĞI,<br />
7 – ANEMİ(KANSIZLIK) HASTALARI,<br />
8 – HEMOFİLİ HASTALARI (Kanın pıhtılaşmasındaki bir bozukluğa bağlı kanama hastalığı),<br />
9 – KİLO PROBLEMİ OLANLAR DAHA ÇOK TÜKETMEKTEDİR.</p>
<p>Muhafaza Koşulları:<br />
Ticari anlamda sera üretimi önerilir.Gece gündüz sıcaklık farkı fazla olmayan ılıman bölgelerimizde (Karadeniz , Ege , Marmara , Akdeniz ) bahçe üretimi yapılabilir.Pepino soğuğa karşı duyarlı olup,  5º de bitki gövdesi zarar görür, 0ºde tamamen kurur.Bu nedenle gece ayazlarına karşı korunmalıdır.<br />
Nasıl ve Nerede Kullanacağız?<br />
Kavun, Muz , Ananas, aromalı meyveyi dolapta soğutarak ince kabuğu soyularak kavun gibi yenilebileceği gibi, meze olarak, dondurmalara katılarak, karışık meyve salatalarında garnütür olarak kullanılmakta, reçeli yapılmakta hatta bazı G.Afrika ülkelerinde süs bitkisi olarak değerlendirilmektedir.<br />
Pepinonun Besin Değerleri<br />
Kabuğu soyularak tüketimi yapılan pepinonun besin içeriği aşağıdaki gibidir.</p>
<p>Besinin Adı Değeri:<br />
Suda çözünebilen Kuru Madde 6<br />
Suda Çözülebilir Şeker 5,7 gr.<br />
Protein 1-0,4<br />
Yağ 1<br />
Hemiselilöz 5<br />
Titre Edilebilir Asit (Sitrik Asit) 04-0,10<br />
Vitamin C 112 mg<br />
Potasyum 111 mg<br />
Kalsiyum 13 mg<br />
Fosfor 13 mg<br />
Sodyum 2,6 mg<br />
Magnezyum 3,1 mg<br />
Klor 1,1 mg</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinbakimi.com/pepino-meyvesi.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hülya Leyla Çubuk</title>
		<link>http://www.kadinbakimi.com/hulya-leyla-cubuk.htm</link>
		<comments>http://www.kadinbakimi.com/hulya-leyla-cubuk.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 22 Aug 2009 18:56:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bitkisel Tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[hülya çubuk]]></category>
		<category><![CDATA[leyla çubuk]]></category>
		<category><![CDATA[leyla çubuk güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[leyla çubuk kellik]]></category>
		<category><![CDATA[leyla çubuk önerileri]]></category>
		<category><![CDATA[leyla çubuk sedef]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinbakimi.com/?p=318</guid>
		<description><![CDATA[Leyla Çabuk, kılların dökülme süresine bağlı olarak yeniden çıktığını anlattı ve &#8220;Kanın dönüp geldiği yerde stres olduğu zaman saçlar dökülüyor. Stres onun başına vuruyor da sırtına vurmuyor mu? O zaman neden sadece saçlar dökülüyor? Önce inanmıyorlar bana. Şu kadar zaman kullan gel diyorum. Örneğin 20 yılda dökülmüşse saçı 20 ay gibi bir sürede ancak yerine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Leyla Çabuk, kılların dökülme süresine bağlı olarak yeniden çıktığını anlattı ve &#8220;Kanın dönüp geldiği yerde stres olduğu zaman saçlar dökülüyor. Stres onun başına vuruyor da sırtına vurmuyor mu? O zaman neden sadece saçlar dökülüyor? Önce inanmıyorlar bana. Şu kadar zaman kullan gel diyorum. Örneğin 20 yılda dökülmüşse saçı 20 ay gibi bir sürede ancak yerine gelir. Birden saçları dökülen erkeklerin ise ürünü kullandıktan sonra yine birden saçları çıkmaya başlar&#8221; dedi.<br />
<strong>KELLİĞE KARŞI:</strong>Aynı yöntem uygulanıyor.Dağlama bitkisi suyu sorunlu bölgeye uygulanıyor.Bu üstteki deriyi dağlıyor.Alttaki deri kendine geliyor.Hücreler yenileniyor.<br />
<strong>SEDEF HASTALIĞI:</strong>Öncelikle dağlama tedavisi yapılıyor.Katırtırnağı ve bitkisinin kökü ve ayrıkotu üzümler budandığında çıkan suda bekletiliyor.Bu su sağlam yeri değil.Bozuk yeri yakıyor.Sonra ana tedaviye geçiliyor.Kaldirik kökü.böğürtlen kökü,tütün kökü ve sakarca kökü kaynatılıyor.Kaynayan su bir kenarda bekletiliyor.Topraktan yapılan lapayla karıştırılıp sorunlu bölgeye sürülüyor ve 3 saat bekletiliyor.<br />
<strong>GÜNEŞ LEKELERİ:</strong>Karalahana ve pırasa çiçeğinin tohumları karanlık bir yerde ve kavanozda bekletiliyor.Daha sonra özleri alınıyor.Özleri kurutulup yoğurtla karıştırılıyor.Bu karışım cilde doing etkisi yapıyor.<br />
<strong>DOĞAL ALLIK:</strong>Yabani böğürtlenden elde edilen su yüze sürülüyor.Bu losyon yüzde pembelik sağlıyor.<br />
MASKELER:Bakla nohut ve fasülye gibi bitkilerin kabuğu alınıp içi eziliyor.Yoğurtla karıştırılıp yüze sürülüyor.<br />
<strong>TÜYLER İÇİN:</strong>Karadeniz&#8217;de yetişen tane bitkisi kandavuz ve zambak&#8217;ın kökleri kurutulduktan sonra değirmende çekiliyor.Yaprakları kaynatılıyor.Aknıdırık bitkisi ile tüyler temizleniyor.Sonra üzerine bitki karışımı konuyor.Üç günde kıl kökleri kurutuluyor<br />
kaynak:netten alıntı</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinbakimi.com/hulya-leyla-cubuk.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
